İhbar Mektubu 2

30.09.2009 tarihinde mektup yoluyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na gelen ihbarı yakından inceleyelim (italik karakterlerle belirtilen cümleler ihbar mektubundan aynen alınmıştır):

  • İrticayla Mücadele Eylem Planı basında yer alır almaz, erken davranarak söz konusu evrakın aslını gizlice dosyalandığı klasorden aldım.” Islak imzalı belgede hiçbir delgeç, zımba veya tırnak izi yok, oysa klasörden alınmış bir belgede bu izlerden birinin olması gerekirdi.
  • İtrticayla Mücadele Eylem Planının basında yer almasını müteakip, belgenin hazırlanmasında kullanılan tüm bilgisayarlar temizlenmiş ve ilgili evraklar imha edilerek, kamuoyuna Genelkurmay Başkanlığı tarafindan böyle bir çalışmanın olmadıgı yönünde bir açiklama yapılmıştır. İmha süreci bizzat Org. ErginSaygun’un özel sekreteri Kur. Alb. Uğur Berksun tarafından takip edilmiş, kendisi Bilgi Sistemleri İşletme Şubesine giderek söz konusu eylem planının hazırlanmasında kullanılan 30709, 33746, 40077, 27238, 27229 ve 16693 BlM numaralı bilgisayarların hard disklerinin geri getirilemeyecek şekilde silinmesine nezaret etmiştir. Bu işlemde Alb. Şükrü Kısadere, Ütğm.Erhan Sakallı, Ütğm. Kazım Bozkurt, Bçvş. Mustafa Urhan ve Svl.Me. Rıfat Sülük görev almışlardır.  Birinci yalan Uğur Berksun’un Ağustos 2008’de sekreterlik görevinden ayrılması sebebiyle ortaya çıkmıştır. İrticayla Mücadele Eylem Planının basında yer almasını müteakip Uğur Saygun bu görevde değildir. Bunu öğrenen ihbarcı, bu kadar açık bir hatayla tüm güvenilirliğini kaybedeceğini anlamış ve bir düzeltme yaparak bu cümledeki bahsettiği temizleme işleminin ilk iddia ettiği gibi İrticayla Mücadele Eylem Planının basında  yer almasına müteakip değil de, Bilgi Destek Planı’nın basında çıkmasına müteakip demek istediğini belirtmiştir. Ancak cümleyi bu şekilde bile okusak, yapılan temizleme işlemi tanıklar Uğur Berksun ve Erhan Sakallı’nın da tanık ifadelerinde belirttiği gibi rutin bir işlem olarak Ağustos 2008’de yapılmıştır. Yani Bilgi Destek Planı’nın basına yansıdığı Haziran 2008 tarihinden 2 ay sonra.  Ayrıca yine tanık ifadelerinde de açıkça belirtildiği gibi sadece Ütğm.Erhan Sakallı bu işlemi yapmıştır.
  • Sivil savcılığın olaya el koyması hususu gündeme gelince Alb. Çiçek’in bilgisayarı ilgili şubedeki bütün bilgisayarlar ve ilgili server (ana bilgisayar) dahil her sey alınmıştır.Alınan tüm bilgisayarlar özel programlarla 35 kez geri getirilemeyecek şekilde silinmiştir. Bu işlemler 19-20-21 Haziran 2009 tarihlerinde Cuma, Cumartesi ve Pazar günu gizli bir şekilde gerçekleştirilmiştir. Silinen bilgisayarların Genelkurmay MEBS Başkanlığında kayıtlı numaraları: 41440, 34218, 24187, 20245, 24159, 27861, 34331, 24251, 24040, 38534, 29595, 24551, 29653, 24532, 39198, 13924, 13920, 16118, 16110, 539337, 121561, 224259, 321609, 421624, 41510, 29816, 24045, 34359, 41520, 24362, 41401, 24749, 38537, 24242 ‘dır. Bilgisayarlar ve hard diskler savcılığa tüm temizleme işlemlerinden geçirildikten sonra gönderilmiştir.” Burada ihbarcı yine kendi içinde çelişkiye düşüyor. İhbarcı bilgisayar temizleme işlemleri 19-21 Haziran tarihleri arasında yapıldığını ve bilgisayarlar ve hard disklerin savcılığa tüm temizleme işlemlerinden geçirildikten sonra gönderildiğini iddia ediyor. Ancak elimizde bulunan 12 Haziran 2009 görevlendirme tarihli ve 13 Haziran 2009 rapor tarihli bilirkişi raporunda özetle Bilgi Destek Dairede kullanılan 14 adet bilgisayarın hard disklerinde yapılan incelemede belgenin bir izine rastlanılmamıştır denilmektedir. Dolayısıyla 19-21 Haziran tarihinde silinme işlemi bittikten sonra gönderildiği iddia edilen bilgisayar ve hard disklerle ilgili 13 Haziran tarihli bilirkişi raporunun bulunması ihbarcının bir diğer yalanını daha ortaya çıkartmaktadır.

Son bir not ihbarcının kim olabileceğiyle ilgili. İhbar mektuplarında verilen tüm bilgiler (bilgisayarların BİM numaraları gibi) ve yapılan tüm düzeltmeler (Uğur Berksun’un görev yerindeki değişiklik gibi) Askeri Savcılığın soruşturmasını tamamladıktan ve kovuşturmaya yer olmadığı kararı verdikten sonra sivil savcılara gönderdiği dosyada bulunan bilgilerdir. İhbar mektubunda askeri savcılığın hazırladığı dosyada olmayan hiçbir somut bilgi bulunmamaktadır. Kamuoyunda ciddi soru işaretlerine yol açan ve ekinde ıslak imzalı İrticayla Mücadele ve Eylem Planı bulunan bu ikinci ihbar mektubunun zamanlamasında Askeri Savcılık’ın soruşturmasını müteakip sivil savcılara dosyanın gönderilmesi beklenmiş ve bu dosyadaki bilgiler ihbar mektubunda kullanılmıştır.

Reklamlar

İhbar Mektubu 1

29.06.2009 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü’ne gelen e-mail ihbarına yakından bakalım:

  • Ergenekon silahlarıyla yakalanan Mustafa Levent Göktaş ile de hem sınıf arkadaşıdır hem de hemşehridir, her ikisi de Tokat’ın Reşadiye ilçesindendir. Yani Dursun Albay eskiden beri Ergenekoncu subaylarla hep iç içe olmuştur.” Bu iddianın mantıksal olarak ne kadar saçma olduğu kendi içinde aşikardır. Her sene yüzlerce kişinin mezun olduğu Harp Okulu’nda sınıf arkadaşı olmak Dursun Çiçek’in bu Levent Göktaş ile içiçe olduğunu göstermediği gibi aynı ilçe sınırları içerisinde doğmuş olmak da bunun bir kanıtı olarak gösterilemez. İhbarcının olayları nasıl çarptırdığı daha bu cümleden anlaşılıyor.
  • Dursun Albay hükümet karşıtı yayın yapan “turkatak.com” ve dini gruplar hakkinda yayın yapan “irtica. org” sitelerini de yönetiyor. Bu sitelere içerik sağlıyor.” Bu web siteleri ile ilgili tanık ifadelerine bakalım. Tanık Ziya İlker Göktaş “irtica. org” web sitesini kendisinin yönettiğini söylerken Tanık Hulusi Gülbahar da “turkatak.com” web sitesini yönettiğini söylüyor. Web siteleri ile ilgili haberlerin basında çıkmasına müteakip Genel Kurmay Başkanlığı bu web sitelerinin eski Başbakan rahmetli Bülent Ecevit döneminde verilen bir emir ile bu web sitelerinin yasalara uygun olarak hayata geçirildiğini açıklamıştır. Bundan da önemlisi ihbar mektubunda verilen siteleri Dursun Çiçek’in değil, site içerikleriyle uygun görev tanımları olan ilgili Şube Müdürleri’nin yönettiği tanık ifadeleriyle açıkça ortadadır.