Bir aile gezisi nasıl bir buçuk ay hapse sebep olur?

30 Ağustos’taki son duruşmada Dursun Çiçek’in tahliye talebinin reddedilme sebebi 2008 yılının Aralık ayında (yani daha sözde İrticayla Mücadele Eylem Planı ortada bile yokken) Erzincan-Erzurum arasındaki Tercan ilçesinde cep telefonu sinyalinin belirlenmiş olmasıydı. Dursun Çiçek adına kayıtlı cep telefonundan İstanbul’da bir numara ile Kara Kuvvetleine ait başka bir numarayı aranmıştı. Babama mahkemede sormak zahmetinde bile bulunmayan mahkeme heyeti bu iddianın araştırılması için mahkemeyi bir buçuk ay sonrasına, 18 Ekim tarihine erteledi. Peki, babam gerçekten Tercan’a gitmiş miydi? Kara Kuvvetlerine ait bir numarayı aramış mıydı?

Evet, babam 2008’in Aralık ayında Tercan yakınlarında cep telefonunu kullanarak bir telefon görüşmesi yaptı. Ancak o sırada ne Tercan’a, ne Erzincan’a, ne de Erzurum’a gidiyordu. Ailecek yapılan bir Doğu Anadolu -> Gürcistan -> Azerbaycan gezisinin başlarındaydı. Organizasyonunu ve planını benim yaptığım bir gezinin başıydı bu.

Amerika’dan Türkiye’ye her tatile geldiğimde yaptığım gibi bir günlüğüne de olsa anneannemi ziyaret için Sivas’a gitmemizle başlamıştı gezimiz. Yani Tercan’da cep telefonu sinyali belirlendiğini “tespit” eden savcılar, babamın cep telefonu sinyalinin bir gün öncesinde ve hatta aynı günün sabahında Sivas’ta belirlendiğini de biliyorlardı. Sivas’tan ayrıldıktan sonra ikinci durağımız Sarıkamış’tı. Bir günlüğüne kayak yapmak planımız vardı ve babam yolda giderken aynı zamanda Harp Okulu’ndan sınıf arkadaşı olan Sarıkamış Tugay Komutanı’nı yaklaşık varış saatimizi bildirmek ve yolculuğumuzun iyi geçtiğini söylemek için aramıştı. Yani yolda Tercan yakınlarından aranan bir Kara Kuvvetleri numarası buydu. İstanbul’daki diğer numara ise yolculuğumuzun yolunda gittiğini söylemek için aradığımız kuzenimizin numarasıydı.

Tercan’daki cep telefonu sinyalini tespit eden savcılar, bundan birkaç saat sonra Sarıkamışta ta aynı telefonun sinyalinin tespit edildiğini biliyordu. Hatta ertesi gün sabah saatlerinde Ardahan’da, ardından Kars’ta da aynı telefon sinyali belirlenmişti. Bunlardan birkaç saat sonra da karayoluyla babam ile birlikte annemin, kardeşimin ve benim Türkiye dışına çıktığımızı ve Türkiye-Gürcistan sınır kapısından geçtiğimizi de bilmemesi mümkün değildi bu savcıların.

Bu bilgilerin hiçbirini mahkemeyle paylaşmayarak sadece babamın Tercan yakınlarında cep telefonunu sinyalinin belirlendiğini ve Kara Kuvvetleri’nden bir numarayla görüşüldüğünü mahkeme heyetine söyleyen savcılar amaçlarına yine ulaştı. Bu iddiaların araştırılması için mahkemenin bir buçuk ay ertelenmesini ve bu süre içinde babamın tutukluluk halinin devam etmesini sağladı ve mahkemenin başından beri asıl amaçları olan “tutukluluk sürelerinin fiili mahkümiyete dönüşmesi”ni bir kez daha başardılar. İşte Beşiktaş adaleti buydu!

Daha önce en sevdiğim aile fotoğraflarımızdan olan, Tiflis’te çekindiğimiz şu fotoğraf şu anda babamın bir buçuk ay daha hapiste kalmasına sebep olan bir geziyi ifade ediyor. Son bir yılda zaten hayatımızdaki birçok şeyin anlamı değişti; olayların ilk gününden itibaren birçok şeyin aynı olmayacağını kestiriyordum ama bu kadarını da beklemiyordum. Yine söylüyorum, adalet bir gün hepimize lazım olacak…

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: