Dursun Çiçek’in Balyoz Davasıyla “İlişki”si

Dursun Çiçek hakkındaki yargısız infaz ve karalama kampanyasına Balyoz iddianamesine dahil edilmesi ve hakkında yakalama kararı verilmesiyle devam ediliyor. Hiçbir hukuki gerekçe ve gerçek delil olmadan edilen ithamlar ve yaşanan hukuksuzluklar Türkiye Cumhuriyeti’nin her geçen gün hukuk devleti olmaktan daha da uzaklaştığını gösteriyor.

Balyoz iddianamesinin buradan da erişebileceğiniz Dursun Çiçek ile ilgili kısmı sadece bir sayfa. İddianamede “2002/2003/Dz.KK./Bilgi Notu/EK-B.doc” isimli belgede Dursun Çiçek’in “Akdeniz Bölgesi Müzahir Sb. ve Astsb. Listesi” hazırlamakla görevlendirildiği ve bu belgeyi yazan kişinin Cem Gürdeniz olduğu ve belgenin oluşturulduğu tarihin 03.01.2003 olduğu iddia ediliyor. Yine iddianamede “2002/2003/Dz.KK./Bilgi Notu/EK-I.doc”  isimli belgede “Akdeniz Bölgesi Müzahir Sb. ve Astsb. Listesi” başlığı altında bir liste hazırlandığı, bu dosyanın Ertuğrul Uçar tarafından 10.03.2003 tarihinde oluşturulduğu ve belgenin imza kısmında Dursun Çiçek’in adının olduğu iddia ediliyor.

Gerçekliği kesinleşmemiş bir listede ve listenin altında imza yerinde Dursun Çiçek isminin olması (sadece ismi var, listede herhangi bir imza yok) sebebiyle sanık durumunda olmak hiçbir hukuki gerekçe ile açıklanamaz. Daha da ötesi hiçbir geçerli delil olmamasına rağmen tutuklu yargılama talebi en temel insan haklarına aykırıdır.

Microsoft Word dosyalarının oluşturulma tarihi ve belgeyi yazan kişinin ismi çok kolay değiştirilebilir. Zekeriya Öz’ün 28 Temmuz 2003 tarihinde “hazırladığı” bir belgeye buradan ulaşabilirsiniz. Dosyayi indirdikten sonra üzerine sağ tıklayarak açılan menuden “Detaylar” (İngilizce Windows kullanıcıları için “Details”) sekmesine tıklayarak dosyanın oluşturulduğu tarih ve yazarı gibi bilgilere erişebilirsiniz.

İki Word dosyası dışında hiçbir delil olmadığını hem iddianameden hem de buradan tutanağına erişebileceğiniz savcilik sorgulamasından da anlayabiliyoruz. Ne bir tanık ifadesi, ne 11. CD’deki sahte dokümanlar dışında herhangi bir belge, telefon görüşmesi, email ile desteklenemeyen bu iddialar Dursun Çiçek’e ve TSK’ya karşı başlatılan karalama kampanyasından başka bir şey değildir.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: