Dursun Çiçek: Meçhul İhbarcı Subay mı, Belgeyi Taraf’a Sızdıran Polis mi?

Savcılık iddianamelerini kesin doğru olarak kabul eden ve bu yönde yayın yapan medyanın bu yaptığı hukuk bilmezlik değil; medya yine “yargısız infaz”ın tanımını yapıyor. Bugün askeri savcılık, Dursun Çiçek suçsuzdur diye iddianame hazırlamış olsaydı askeri savcı ve mahkemeleri bağımsız olmamakla suçlayacak olan yandaş medya, bir askeri savcı, kendi görüşleri doğrultusunda bu iddianameyi hazırladığı zaman manşetlere “Dursun Çiçek suçlu” başlığını atmaya çekinmiyor. Önümüzdeki hafta Askeri Mahkeme’de başlayacak duruşmalarda mahkeme, Dursun Çiçek’in suçsuz olduğuna hükmederse de medyanın bu haberi “atlayacağını” veya mahkeme heyetinin bağımsızlığını sorgulayacağını tahmin etmek zor değil.

Askeri savcılık iddianamesine gelince, bu iddianame ile ilgili detaylı incelemeyi önümüzdeki günlerde burada yayınlayacağız. Ancak savcılığın Dursun Çiçek’in Erzincan’a gitmediğini belirtilirken, Orgeneral Saldıray Berk ve İlhan Cihaner’i mağdur olarak iddianamede yer vermesinin hiçbir hukuki açıklaması olamaz. Ayrıca 2009 tarihinde hazırlandığı iddia edilen bir belgenin 2007 tarihi YAŞ kararları nedeniyle hazırlandığını ve “tespit edilemeyen bir şekilde” sızdırıldığını ve yayınlatıldığını iddia etmek de askeri savcılığın bu iddianameyi ne kadar özenle hazırladığının göstergesi. Askeri Savcılığın hazırladığı bu iddianameyi ciddiye alırsak iki seçenek kalıyor, Dursun Çiçek ya belgeyi postayla savcılara gönderen meçhul ihbarcı subay, ya da İlker Başbuğ’un bahsettiği, belgeyi Taraf gazetesine sızdıran polis. Bu sorunun cevabını size bırakıyoruz.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: