Çarptırılmış Gerçekler 1 – Belge imhası

Savcıların hazırladığı iddianamenin “Delillerin ve Hukuki Durumun Değerlendirilmesi” bölümü yakından inceleyelım:

Bu konuda gönderilen ihbar mektubundaki hususları tamamen doğrulayacak biçimde alınan tanık beyanlarından da anlasılacaği gibi; söz konusu belgenin bir gazetede yayimlanmasina müteakip Genelkurmay karargahında süphelinin gorev yaptigi biriminde acele bir sekilde ve gece sabaha kadar sürecek çalışmalarla delil değerinde olabilecek tüm belgelerin imha edilmesi ve bununla da yetinilmeyerek kullanılan bilgisayarların tamamının hafizalaraının silinmesi ve hatta bu konunun adeta bir seferberlik çalışmasi içinde ve elbirliğiyle yapılması dikkat çekici bir husustur. Süphelinin imzasini değiştirmesi ve belgenin gazetede yayınlanmasından sonra yapılan delil imha işleminin ne anlama geldiği herkes tarafindan değerlendirilebilecek açiklıkta bir konudur.

Şimdi savcıların delil niteliğinde olabilecek tüm belgelierin imha edildiği çıkarımını yaptığı tanık ifadelerinde bakalım:

  • Tanık Ziya İlker Göktaş: “19 Haziran 2009 günü şubeye geldiginde şubedeki işe yaramayan eski belgelerin toparlanip arşive konulmasının söylendiğini, ancak kendisinin Ocak ayında bu işleri yapması nedeniyle sadece gazete özetleri ve basın bültenleri kırpma makinesine koyup imha ettigini … normal prosedüre göre evrak imha işlemlerinin Ocak ayında yapıldıgını, imha edilen evrakların isimlerinin arşiv tutanaklarına yazıldıgının, 19 Haziran 2009 tarihinde kendi şubesinin herhangi bir imha işlemini yapmamasi nedeniyle bu hususta tutanak tanzim edilmedigini”
  • Tanık Meltem Ağırgün: “İrticayla Mücadele Eylem Planı isimli belgenin basında yer almasından sonra eski dokümanlarını imha ettigini”
  • Tanık Hakan Kaya: “eski dergiler ile basın özetlerinin tamamını kağıt imha makinelerine gönderdiğini”
  • Tanık Nuri Yıldırım: ” günlük şubelerin çalışması sonucu ortaya çıkan karalama kağıdı veya yanlış yazılmış olması sebebiyle kullanılmayan bir kısım kağıtların poşetler halinde koridorda olduğunu gördüğünü”
  • Tanık Cemal Gökçeoğlu: “İrticayla Mücadele Eylem Planının basında yer almasından sonra daire başkanı tarafindan kontrol yapılacağını ve bu nedenle kayıtsız evrakın bulundurulmaması gerektiğini kendilerine bildirildiğini ve verilen emir gereğince imha işlemlerinin 19- 20 Haziran 2009 tarihlerinde yapıldığını, kırpılan evrakların torbalar içerisinde atık kağıt birimine teslim edildiğini”
  • Tanık Hulusi Gülbahar: ” 19 Haziran günü başkanları olan Mustafa Bakıcı’nın emri ile kayıtsız evrakların imhası amacıyla gece mesaisine geldiğini, şubesinde kayıtsız evrak olmamasına rağmen dolaplarda eski tarihlerden kalmış gezi raporları, dergiler ve gazete haberleri gibi lüzumsuz evrakların tamamının kaldırttığını ve bir kısmını imha merkezine gönderdiğini”
  • Tanık Fatih Karacaer: “evrak kırpma makinesinde bir takım evrakların imha edildiğine şahit olduğunu”
  • Tanık Cüneyt Alkan: “yoğun olarak evrak kırpma olayının başladığını, bütün sivil memurları topladıklarını ve evrak imha edileceğini söylediklerini”

Belge imhasıyla ilgili olan bütün bu tanık ifadelerine baktığımızda savcıların iddianamede belirttiği gibi delil niteliği olabilecek belgelerin değil, kayıt altına alınmayan eski dergi ve gazete haberleri, gezi notlari, karalama kağıtları gibi dokümanların imha edildiği açıkca görülmektedir. Önemli ikinci ayrıntı ise tüm tanık ifadelerinde de belirtildiği gibi bu işlemlerin 19-20 Haziran 2009 tarihlerinde yapılmış olduğudur. Genelkurmay Başkanlığı Bilgi Destek Daire Başkanlığı’ndaki görevinden 17 Haziran 2009 tarihi itibariyle başka bir birime görevlendirilerek ayrılan Dursun Çiçek ifadelerde yer alan imha işlemlerinin (gereksiz kağıtların imhası bile olsa) hiçbirinin müsebbibi ve mesulü değildir.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: