İkinci Tutuklama ve Tahliye…

Islak imzali İrtica ile Mücadele Eylem Planı’nın savcılara ulaşmasının ardından Adli Tıp Kurumu’nda teamüllere aykırı olarak özel olarak atanan 3 kişilik bir “uzman” ekibin belgedeki imzanın Dursun Çiçek’in eli ürünü olduğu tespitinden sonra 11 Kasım 2009’da Dursun Çiçek tekrar savcıların karşısına çıktı. Fotokopi belgeden ve isimsiz ihbar mektuplarından tutuklama isteminde bulunan savcılar yine soruşturma sırasında odada açık bulunan TRT-2’de yayınlanan “Dursun Çiçek tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi” haberinden sonra tutuklama istemiyle İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine sevkedildi. Nöbetçi hakim İdris Asan şaibeli raporlar ve isimsiz, imzasız ihbar mektuplarına dayanarak tutuklama kararını verirken yine bir hukuksuzluğun altına imzasını attı.

Tutuklama kararının ardından yaşananlar ise yaşayacağımız hukuk ihlallerinin bununla kalmayacağını gösteriyordu. Avukat Mustafa Çevik’in de belirttiği gibi, nöbetçi hakim İdris Asan, müvekkili ve kendisinin yaptığı savunmayı CMK`nın öngördüğü şekilde tutanaklara geçirmedi. Ayrıca CMK`nın 268. maddesi çerçevesinde zabıt katibine tutuklamaya ilişkin itiraz beyanlarımız yapılmak istenmiş, ancak hakim “yarın yazın, getirin” şeklinde tepki göstererek, zabıt katibi marifetiyle itiraz hakkımızın kullanılmasını engelledi. Tüm engellemelere rağmen adliyenin zor koşullarında yazılan itiraz dilekçesi, havale etmesi için hakim İdris Asan’a götürüldüğünde hakim, dilekçeyi o gün değil, ertesi gün inceledikten sonra havale edeceğini bildirdi. Nöbetçi savcıyla irtibat kurularak, hakimin yapmak zorunda olduğu havale işlemi yapıldı.

Yapılan itirazın İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nce değerlendirilmesi sonucu oybirliğiyle alınan kararla Dursun Çiçek 43 saat sonra “delil durumu”, “kaçma şüphesinin bulunmaması” ve “sabit ikametgah sahibi olması” gerekçeleriyle tahliye edildi.

Reklamlar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: